104
  ISSN 1305-0850     

İLETİŞİM ve İLETİŞİM ÇATIŞMALARI ( 4 )


İLETİŞİM ve İLETİŞİM ÇATIŞMALARI ( 4 )

Çatışma Sınıflandırılması:

(Harary ve Batell 1981 ortak çalışma)

Graft Analiz Kapsamındaki çatışma sınıflanmasına sekiz temel çatışma türü örnek gösterilmiştir.

ÇATIŞMA SINIFLAMASI

1) Aktif Çatışma
2) Pasif Çatışma
3) Varoluş Çatışması
4) Tümden Reddetme
5) Ön yargılı Çatışma
6) Yoğunluk Çatışması
7) Kısmi Algılama
8) Alıkoyma Çatışması

1: Aktif Çatışma

Karşı karşıya gelen kişilerin birbirlerinden hoşlanmamaları, birbirlerine kızmaları durumunda aktif çatışma ortaya çıkabilir. Aktif çatışma sergileyen kişiler birbirlerinin ne söylediğine aldırmadan, birbirlerini dinlemeden karşılıklı eleştiri yöneltirler yada kavga ederler. (Arabaları çarpışan iki sürücünün yol ortasında kalabalığa aldırmadan yaptıkları tartışma gibi) Her ikisi de ya "polis çağıralım, yada anlaşalım" der ama ikisi de birbirlerinin yüksek sesinden anlamazlar. (monolog var, diyalog yok)

İnsanların aktif çatışmaya girmelerinin belirgin yada örtük nedenleri olabilir. Bugünkü ilgisiz bir olayı bahane edip, eskiyi karıştırarak eskinin intikamını alabiliriz. Geçmişteki öfke, geçmişte halledilmeliydi. Eğer o anki öfkemizi ertelediysek, onu yeni ve ilgisiz bir olayla karıştırmamalıyız. Yoksa hep aktif çatışmayla karşılaşabiliriz. "Sen zaten hep böyle yaparsın" dememeliyiz.

Eğer öfkelendiğiniz bir şeye tepki verecekseniz hemen vermelisiniz. Yoksa o konuyu bir daha açmayınız. Yada arkadaşınızın ve sizin öfkenizin geçtiği zaman onunla sakin bir şekilde konuşmalısınız.

Aktif çatışmaların bir kısmında görünür bir neden yoktur. İnsanlar hakkında aklımızdan iyi şeyler geçirmediğimiz zaman bakışlarımızı da kötü bakar duruma getiririz. Bu da ne yazık ki, onların da bizim için düşmanca tavırlar almasını sağlar. Eğer görünürde bir neden yoksa ve de karşımızdakinden rahatsız oluyorsak bu tamamen bizim içimizde olan o anki duygu ve düşüncemizden kaynaklanır. Örneğin: Sahip olduğumuz fakat hoşlanmadığımız bazı özelliklerimiz vardır. Biz bu özelliğimizin farkında olmayabiliriz. Böyle bir özelliği başka bir insanda gözlediğimizde bilinçli olmadan ondan rahatsızlık duyabiliriz. (Buradaki öfke temelde kendimize duyduğumuz öfkedir.) Böyle bir insana duyduğumuz öfke ekonomiktir, bize daha az acı verir.)

Takınılan bu tavırla insanlarla o kişi arasında "aktif çatışma" yaratır.

2: Pasif Çatışma (Küsler Diyalogu)

Pasif çatışmada insanlar herhangi bir nedenden ötürü birbiriyle iletişim kuramazlar. ( çekingenlik, dargın olma) Yani birlikte yaşayan insanların birbiriyle iletişim kuramamaları "pasif çatışmadır".

Birbirinden davet bekleyen veya birbirlerini davet etmek isteyen kişilerin "ya kabul etmezse" düşüncesi pasif çatışmadır.

Bazen küs olan kişiler yolda-koridorda karşılaştıklarında birbirlerine iki türlü mesaj verirler.

a) Sen benim için yoksun. Seni görmemek için yolumu değiştirdim.
b) Sen benim için önemlisin. Seni görünce kalbimin atışı hızlanıyor.

Küs olsak da bu insanlar aslında bizi çok ilgilendirmektedir. O zaman burada çelişki içindeyiz demektir. Bu çelişkiyi fark ettiğimizde de bize acı gelen bu küskünlüğe son verebiliriz. Barışma çağrımıza rağmen karşı taraftan olumlu yanıt alamazsak sıkıntımız çok artar.

Evlerimizde bazen günlerce küs kaldığımız aile bireyleri vardır. Küsenler de, küsülenler de büyük bir yük altındadır. Hem küs, hem de barışık olmak isteriz. İkilem içinde olmamız ruh sağlığımızı etkiler.

Büyüklerin birbiriyle darılmaları zararlıdır. Ama büyüklerin çocuklara küsmeleri çok zedeliyici ve ruh sağlığını bozucu niteliktedir.

Anne-babaların sevgiden yoksun bırakarak çocuklarına küsmeleri tek yanlı olarak pasif çatışmadır. Çocuğun iradesi dışında itildiği bu çatışma onun ebeveynini örnek alarak küsmeyi öğrenmesine neden olur. Çocukların çevreden gelen uyarıcılar kesildiğinde veya azaldığında ruh sağlıkları bozulabilir. Vücudumuz psikomatik tepkiler verebilir. Küsme etkileşim ortamını fakirleştirir.

Pasif çatışmalarımız bazen de pasif saldırganlığa dönüşebilir. Pasif saldırganlıkla karşımıza susarak öfkeleniriz. (inat olsun!)

Pasif saldırganlığı, pasif çatışma ile aktif çatışmanın bir karışımı olarak görebiliriz.

Pasif çatışmaya taraf olan kişiler büyük bir olasılıkla kendi içlerinde bir iç çatışma yaşarlar. Bir aktif çatışma içinde de kişiler iç çatışma yaşayabilirler. Ama pasif çatışma sırasında kişilerin iç-çatışma yaşama olasılıkları daha yüksektir.

Kendi içimizdeki çatışmayı çözdüğümüzde karşımızdaki ile yaşadığımız pasif çatışmayı giderme ihtimalimiz artar.

Ü. Dökmen İletişim ve Empati'de;

"Küsen ben isem, kendime şu soruyu sormalıyım; karşımdakine küsmem benim ne işime yarıyor? Daha başka yol var mı?" der.

Küsmek yerine daha dolaysız yollar aramalıyız.

3: Varoluş Çatışması ( Ben sandım ki)

Yanlış olan sözlere karşı, o sözlerle ilgili olmayan bir mesaj verilirse bu duruma
"varoluş çatışması" deriz.

Burada kişilerin her biri kendi varoluşlarını yaşarlar.

Zihinsel gelişimini tamamlayan çocuklarda da varoluş çatışmasına benzer durumlar olabilir.

Sahip olduğumuz sorunlardan dolayı ego-santrik yani ben-merkezci davranabilir, karşımızdakini anlamak yerine kişisel duygu ve düşüncelerimizi ifade edebiliriz.

Varoluş çatışmalarına sanat eserlerinde, özellikle de edebiyatta çok sık rastlarız. Don Kişot tüm insanları sever ama, gönderdiği iletilerin hiç biri yerine ulaşmaz. Çevresinden gelen geri bildirimleri yeterince değerlendiremez. Varoluş çatışmalarına tiyatroda vereceğimiz en güzel örnek Hacivat- Karagöz'dür.

Varoluş çatışmaları sinema filmlerinde de sıkça rastladığımız bir durumdur. 1950’li 1960’lı yıllarda Türk Filmlerinde genelde aksi tesadüfler hakimdir. Acıklı geçen film mutlu sona çatışmaların yok olmasıyla erişilir.

Varoluş çatışmaları kişilerin sahip oldukları özelliklerden kaynaklanabileceği gibi; iletişim ortamından ya da içinde yaşanılan kültürden de kaynaklanabilir. (Kulaktan kulağa oyununda mutlaka bir varoluş çatışması yaşanır.)

Bunun yanında belli toplumsal kurallar da varoluş çatışmasına neden olabilir. (Kayınvalide ve kayınpederiyle doğrudan konuşamayıp, isteklerini çocuğu veya bir başkası aracılıyla ileten gelinler gibi) Aradaki çocuk veya kişi varoluş çatışmasını arttırır. Günlük yaşantımızda sıklıkla görülen imalı iletişimler yerine ulaşmayabilir. (Kızım sana söylüyorum, gelinim sen anla)

4: Tümden Reddetme (Hiç...)

Birey kendine yöneltilen iletiyi tümüyle reddeder, tamamen aksi görüşü savunursa "tümden reddetme çatışması"na girer.

Bu gibi kişiler hiçbir şeyi düşünmeden, kolayca çözüme ulaşanlardır. (Tek parti benim partim, en iyi takım benim tuttuğum takımdır) (en büyükçülük) İnatlaşma sonucunda büyük çatışmaların ortaya çıkması da kaçınılmazdır.


dipnot:5. bölümde de çatışmalara devam edeceğiz.

Tülin   Dursun




Yayın Tarihi: 06.02.2009       Okunma:[14704]  







Geri Dön   Yukarı Çık
* Yasal Uyarı

* Yazıların sorumluluğu yazarına aittir.

© Amatörce Edebiyat 02/2002 Her hakkı saklıdır.

amatorceedebiyat@gmail.com